online randevu online randevu online randevu

Op.Dr.Atilla KAYA

Biografide ne yazılır ne yazılmaz bilemiyorum ama merak eden okur diye bir şeyler karalayacağım. Rahmetli babamın annemi yoldan çıkardığı Adananın Ceyhan ilçesinde 9 şubat 1961 Perşembe doğmuşum. 3 yaşına kadar Ceyhan da kalmışız sonra Malatya ya taşınmışsız.
İlkoluk 4.sınıfın sonuna kadar Malatya nın Yeşilyurt İlçesinin Barguzu şimdiki adıyla Bostanbaşı köyünde yaşadık. Şehre 7 KM mesafedeki bu köy son derece şirin ve şehre bu kadar yakın olmasına rağmen bozulmamaış bir yapıya sahipti ve hala öyle duruyor. Köyün hemen üstünden akan koca bir dere köye hayat verir o dere sayesinde her yer yemyeşil olurdu. Teze harık denilen bu dere köyün tüm çocuklarının yüzme okulu gibiydi ve her erkek çocuk yüzmeyi burada öğrenirdir, kızlara yasak değildi ama asla bir kız yüzmeye gelmezdi. Yazın sıcak aylarının en iyi eğlencesiydi bizim için. Derenin köye 1 km mesafede üç kalas denilen kısmı vardı orada derede akımı yavaşlatan ve su birikmesini sağlayan üst üst konmuş üç tane kalas yani kalın tahta vardı derenin bu kısmı en derin yeriydi. Üç kalasta yüzebilmek için kıdemli olmak gerekirdi. Önce diğer kısımlarda yüzme öğrenilir ancak ertesi yıl burada yüzülebilirdi.
İlk okul 4.sınıfa kadar Barguzu daki Ali Rıza Aydos İlk Okulunda okudum. Ne yazık ki bir çok şeyi unutmuşum. 1.sınıftan sonra yeni binamız taşınmıştık şimdi çok ilkel olsa da o zamanlar eski binamıza göre çok moderndi ve çok sevinmiştik. Soy ismini hatırlamadığım Haydar Hoca vardı mekanı cennet olsun sokak sokak gezer okula gelmeyen çocukları okula getirirdi. Asla bir öğrenciye tokat attığı görülmemişti. Buna karşın diğer öğretmenlerin bazıları çok agresifti hele Nusret Hoca vardı öğrenciye öyle bir tekme atardı ki öğrenci 50-100 cm havaya kalkar rasgele yere serilirdi.
Eski hep güzel olarak anılır beklide ondan olsa gerek Barguzu yıllarım çok güzeldi hoş bir çocukluktu doğrusu.
İlkokul 4.sınıfın bitiminde Malatya merkeze taşındık ve 5.sınıfı Gazi İlk Okulunda okudum.İlkokul 4.sınıftan sonra babamın işi gereği Malatya ya taşındık ve 5.sınıfı Gazi İlkokulunda okudum. Okulumuz cumhuriyet döneminde yapılmış muhteşem bir taş binaydı öğretmenimizde Müzeyyen Hanımdı ve bana hayatımda çok yararı olacak fikirler verdi. İlk dönemler köyden gelmiş olmanın farklılığı sıkıntı yapsa da çocukluk haliyle çabuk atlatılıp adapte olmuştum.
Ortaokul yılları daha güzel yıllardı artık çocukluk yerini ergenliğe bırakmış dünyaya bakış açım değişmişti.Çok şey hatırlamasam da ortaokul aşkım Serpil,o yıllarda edindiğim kan kardeşim Aydın Subaşı ve bana matematiği sevdiren Tuncay öğretmen (adı Tuncaydı ama alışılmıştan farklı olarak kadındı ve 150 cm boyundaydı) ve okumayı sevmemi sağlayan Mustafa hocam (inanılmaz etkileyici konuşması vardı) asla unutamayacağım isimlerdir. O yıllarda tatil birkaç gün olurdu sonraki dönemde okul açılana kadar babamın yanında çalışırdım.
Ortaokul bitiminde meslek lisesi sınavlarına girmiş ve kazanmıştım ama okula başladığımda çok siyasi olduğunu ve rahat okuyamayacağımı düşünerek oraya gitmekten vazgeçip Turan Emeksiz Lisesine başladım.Sonraki yıllarda adı değiştirilip Malatya Lisesi yapılmış. Lise yıllarında siyasi kavgalar çok artmıştı can güvenliğimiz yok diyecek kadar sıkıntılı bir dönemdi. İktidardaki siyasi partiye göre polisler ve öğretmenler değişir ve bir önceki yıl okula hakim olan siyasi görüş kovulur karşıt görüş hakim olurdu. Bir de “naylon” denilen gurup vardı ki ben işte o guruptaydım. Üniversitede okuyan ağabeymin önerileriyle asla siyasi guruplara katılmadan devam ettim. Lise yıllarının yazlarında babamın fırınlarında çalışırdım önceleri çırak gibiydi ama sonraki yıllarda kalfalık hatta ustalık düzeyinde her işi yapmayı öğrenmiştim.
Lise ikideyken belediye başkanı Hamit Fendoğlu (Hamido) bomba tuzaklı paketle öldürüldü ve bunun üzerine Malatya yakılıp yıkıldı. Ölüm olayı bahane edilerek alevilerin mallarına zarar verilirken yağmacılar sayesinde bir o kadarda Sünnilerin malları zarar gördü. Şimdi o senaryoların nasıl yazıldığını daha iyi algılayabiliyorum. O olay yarı tatile yakındı ve Hamido olaylarından sonra okullar açılmadı. Tatil olması güzeldi ama Malatya çok zarar gördü, insanların birbirine güveni kalmadı.
1980 12 eylül darbesinin hemen arkası artık yeni bir yaşam ve yeni hedefler var. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine başladım. Malatya dan büyük şehre gelmiş olmanın ilk acemiliği geçtikten sonra kısa sürede adapte oldum. Gerek sınıftan gerekse başka üniversitelerden arkadaşlıklar derken aile sorumluluğu olmaksızın kız peşinde koşturmalarla devam etti ilk yıl. Yılın sonunda kendime geldiğimde toplam beş dersten dördünden kalmıştım ve belliki yaz tatili telef olmuştu ders çalışmam gerekecekti. İyide aynı arkadaşlar olduğuna göre ders çalışmak çokta kolay olmayacaktı, Malatya ya gittim 3 gün dinlendim gelirken kafamı da kazıtıp geldim. Böylece akşamları dışarı çıkma tekliflerini red etim.Neyse kazasız belasız 2.sınıfa geçtim.
Ankara da kaldığım ilk 3 yıl boyunca Hacettepede okuyan abim peygamber sabrı göstererek beni destekledi sanırım hayatımın sonuna kadar iyiliklerinin karşılığını ödeyemem. 3 yılın son senesinde evlendi yengem hem çalışıp hem de bizim işlerimizi yaptı neyse ki bir dönem kız kardeşim gelip te işerlini biraz olsun hafifletti her ikisinin de çok yadımlarını gördüm. Abim Muharrem Kaya okulu bitirip gitti aynı yıl veterinerlik fakültesini kazanan diğer abim geldi, onla birlikte kalmadım ama her koşulda desteğini gördüm, yengem yıllarca kahrımı çekti.
Sonraki yıllar daha düzenli seyretti ve 6 yılın sonunda fakülte bitmiş ve doktor olmuştum.Pratisyen hekim olarak mecburi hizmet kurası çektim.O güne kadar bu tür şeylerde şanslıyken ne yazık ki genç bekar bir erkeğin çekebileceği en kötü yeri Mardin in Nusaybin ilçesinin Akarsu Köyü Sağlık Ocağını çektim. Eve gelip haritada bulamayınca depresyona girmiş ve 3 gün hiç konuşmamıştım.
Kura çektikten sonra evi boşaltmam gerekiyordu ve boşaltırken ağlamıştım çünkü bekar eviydi ama Ankara Kalesini karşıdan gören ve Ankara da olabilecek en güzel manzaraya sahip bir çatı katı dairesiydi.
Mardin de 6 ay çalıştım ama açlıktan % 20 kilo kaybettim açlıktan öleceğimi anlayan Sağlık Bakanlığı yetkilileri baldızım Gülgün AKÇA DOĞAN ın bulduğu torpille Ankara Gölbaşı Belediyesine tabip olarak atandım yeniden Ankara yılları başladı ve bu 1.5 yıl sürdü taaki İstanbul da asistanlık yılları başlayıncaya kadar.
Ankara beni çok çekiyor olacak ki genel cerrahi ihtisasını bitirdikten sonraki mecburi hizmet kurasını da Ankara nın Elmadağ ilçesine çektim ve 2 yıla yakın çalıştım. Bu iki yılda çok kıymetli dostlar edindim.
Hayatımın daha doğrusu gençliğimin en güzel yılları Ankara da geçti.
1994 yılında Çillerin yaptığı devalüasyon sebebiyle zaten zorlukla geçindiğimiz Ankara da artık geçinemez olmuştuk çünkü Ankara Elmadağ da muayenehane açma şansım yoktu. 1995 yılında daha rahat geçinebileceğimiz Adana nın Osmaniye ilçesine tayin istedim ve orda çalışmaya başladım.
Osmaniye ye gittiğimde 2 yaşlı cerrah vardı ve her ikisi de çağdaş ameliyatlar yapmıyordu ve teknolojiyi kullanmıyorlardı.Çalışan cerrahların güncel cerrahiyi takip etmemiş olmaları benim için önemli bir çıkış oldu yani koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi demek gibi oldu. Hastane personelinin dahi daha önce hiç görmediği bir çok teknolojiyi kullanıyor olmam popülaritemi birden en yüksek seviyelere çıkardı.1996 yılında aranan bir cerrah olmuştum. Özellikle kapalı safra kesesi denilen ameliyat yöntemini bölgede benden başka yapan bir kişi vardı bu sayede Osmaniye den olduğu kadar çevre illerden gelen hastaları ameliyat ediyordum. 13 yıl kadar çalıştığım Osmaniye de çok değerli insanlar tanıdım çok sevdiğim insanlar oldu.
Osmaniye de çalışırken yıllar içinde yerinde duramamanın getirdiği hareketlilik sayesinde İskenderun ve Kahramanmaraş ın ilk lazer merkezlerini açtım. Adana da muayenehane açtım.Yıllarca 4 iş yerini çalıştırabildim ama yasaların değişmesiyle Kahramanmaraş ve İskenderun daki merkezleri kapatmak zorunda kaldım.
2006 yılında Osmaniye ve Adana da çalışmaktan sıkıldığım için çalışacak yeni yer aradım ve İstanbul da devam etmek üzere Idea kliniğin yarısını satın aldım.
İstanbul da çalışmaya başladığımda tüm saç ekim merkezlerinde eski yöntem FUT tekniğiyle saç ekimi yapılıyordu ve ekimler her yerde hemşire ve yardımcı personeller tarafından yapılıyordu. Bense hayatım boyunca hep kendi işimi kendim yapmaya çalıştığım için saç ekimini kendim yapacak şekilde öğrenmiştim. İstanbul da saç ekimine başladım ve İstanbul da ilk defa FUE tekniğiyle saç ekimini yaptım ve saç ekiminin doktor tarafından yapılması gerektiğini düşündüğüm için her hastama her kökü kendim ektim. Her ne kadar benim dışımda sadece bir doktor saç ekimlerini kendi yapıyor olsa da insanların bu konuda bilinçlenmesine önemli katkılar sağladım.
Zaman içinde kaş ekilebileceğini keşfettim ve ona başladım iyi olduğunu görünce sakal, bıyık ve favori gibi saç dışı ekimlere başladım. Bu gurup ekimlerin tümünü Türkiye de ilk defa ben yaptım.
Saç ekiminde olduğu gibi makat hastalıklarında da çağdaş yöntemlerle binlerce hasta tedavi ettim.
İsim babalığını da yaptığım Idea Klinik büyüdü ve 5 şubeye ulaştı. Ben halihazırda Bakırköy şubede çalışıyorum.

Yorum yapılmamış


online randevu
online randevu
kelime kelime varis kıl dönmesi tedavisi hemoroid ben tedavisi anal fissür nasır tedavisi hemanjiom basur varis

Son Yorumlar